Friday, June 15, 2007



Das Leben der Anderen (The Lives of the Others)

Vizyona Giriş Tarihi
09.03.2007

Türü
Dram


Ülke
Almanya


Süresi ve Yapım Yılı
137 dakika - 2006


Yönetmeni
Florian Henckel von Donnersmarck


Oyuncular
Martina Gedeck
Ulrich Mühe
Sebastian Koch
Ulrich Tukur


Senaryo
Florian Henckel von Donnersmarck


Müzik
Stéphane Moucha, Gabriel Yared


Görüntü Yönetmeni
Hagen Bogdanski

Hayatın her anı kayıt altında

79. Oscar Ödülleri’nde “en iyi yabancı film” dalında ödüle layık görülen politik gerilim filmi “Başkalarının Hayatı”, Glasnost’un ve Berlin Duvarı’nın yıkılışından beş yıl önce 1984’te Doğu Berlin’de başlıyor ve izleyiciyi iki Almanya’nın birleştiği 1991 yılına kadar götürüyor. Film, Doğu Almanya’nın güçlü gizli polis örgütü Stasi için çalışan Yüzbaşı Gerd Wiesler’in yavaş yavaş gelişen düş kırıklığını konu alıyor.

Eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti (Doğu Almanya) hükümeti, çöküşünden beş yıl önce iktidarını ancak acımasız bir kontrol ve gözetleme sistemiyle sürdürebilecek noktaya gelmiştir. Stasi adlı gizli polis servisine bağlı binlerce muhbirin yaptığı ihbarlar sonucunda 17 milyon nüfuslu ülkede 200 bin kişi fişlenmiştir. Hükümetin ve Stasi’nin hedefi, “başkalarının hayatları” hakkında her şeyi bilmektir.

İşine aşırı bağlı Stasi polisi ve uzman sorgu yargıcı Gerd Wiesler, ünlü oyun yazarı Georg Dreyman’la ilgili kanıt toplama görevini üstlenir. Wiesler’in görevi, Devlet Güvenlik Kültür Departmanı başkanı Yarbay Anton Grubitz’in, onu Wiesler’in yeni oyununun galasına davet etmesiyle başlar. Geceye katılanlar arasında Bakan Bruno Hempf de bulunmaktadır. Gala sırasında Hempf, Grubitz’e, başarılı oyun yazarının sadakatinden kuşku duyduğunu söyleyerek geniş boyutlu bir gözetleme operasyonuna onay vereceğini açıklar. Kendi politik geleceğini aydınlatma derdindeki Grubitz, insanların tek tek izlenmesini içeren ve “etkin prosedür” adıyla bilinen yakın izleme prosedürünü uygulayacağına söz vererek operasyonun sorumluluğunu üzerine alır. Öte yandan Wiesler da, Dreyman’ın partiye yeterince sadık olamayacağı konusunda onlarla hemfikirdir.

Dreyman’ın tüm faaliyetlerini gözetleyen Wiesler, sonunda onu mahvetmek için ihtiyaç duyduğu bilgiye ulaşır. Dreyman’ın girişimlerini başarısızlığa uğrattığı takdirde ülkesine hizmetini yapmış olacaktır. Ancak sevgi, edebiyat ve özgür düşünceyle dolu “başkalarının yaşamlarına” burnunu sokarken, kendi varoluşunun yetersiz ve eksik yanlarının farkına varacak ve Doğu Almanya adına yaptığı ajanlık faaliyetini sorgulamaya başlayacaktır...

1991’de, Berlin Duvarı’nın yıkılışından iki yıl sonra eski-bakan Hempf ile görüşmesi sırasında bir zamanlar Stasi tarafından gözetlendiğini öğrenen Dreyman ise, hayatının en acımasız uyanışlarından birisini yaşar. Evinde yaptığı araştırmada duvar kağıtlarının altına gizlenmiş kablo ve mikrofonlar bulup araştırmasını derinleştirdiğinde, kendi geçmişiyle ilgili çok farklı gerçekleri keşfedecektir...




Donnersmarck’dan bol ödüllü bir film
Florian Henckel von Donnersmarck’ın yazıp yönettiği “Başkalarının Hayatı”nın başrollerinde Ulrich Mühe (Gerd Wiesler), Martina Gedeck (Christa-Maria Sieland), Sebastian Koch (Georg Dreyman), Ulrich Tukur (Anton Grubitz), Thomas Thieme (Bruno Hempf) ve Hans-Uwe Bauer (Paul Hauser) kamera karşında. Filmin müziklerini Oscar ödüllü besteci Gabriel Yared hazırlamış. 2007 Altın Küre Ödülleri’ne de “en iyi yabancı film” dalında aday olan film, 2006 Avrupa Film Ödülleri ve Bavaria Film Ödülleri’nde “en iyi film”, “en iyi erkek oyuncu” ve “en iyi senaryo” ödüllerine layık görülmüş, 2006 Alman Film Ödülleri’nde de “en iyi yönetmen” ve “en iyi erkek oyuncu” ödüllerini kazanmıştı.

Yönetmenin filmle ilgili sözleri şöyle: “Annemle babamın Doğu’dan gelmiş olması nedeniyle çocukken arkadaşlarımı ve akrabalarımı ziyaret etmek için sık sık Doğu Almanya’ya giderdim. Baba tarafından kuzenlerimden birisi, Doğu Almanya Devlet Başkanı ve iktidardaki Sosyalist Birlik Partisi’nin lideri Erich Honecker’in protokol başkanıydı. Tanıdığım diğer insanlar normal işlerde çalışıyordu. Doğu Almanya’daki rejimin sonunun yaklaştığı günlerde hepsinin gözlerinde korkuyu okumak mümkündü. Kısaca Stasi olarak bilinen Devlet Güvenlik Örgütü’nün korkusu, tek görevleri ‘başkalarının yaşamlarını’ izlemek olan 100.000 eğitimli devlet görevlisinin korkusu herkeste vardı.

Stasi görevlileri kendilerinden farklı düşünen; özgür ruha sahip olan, hepsinden önemlisi de sanat alanında çalışan insanların yaşamlarını izliyordu. Hayatın her anı kaydediliyordu. İnsanların hayatında özel alan veya kutsal yaşam diye bir kavram kalmamıştı. Her ailenin her üyesi takip altındaydı.

Bu filmdeki her karakter, gündelik hayatımızda yüz yüze olduğumuz soruları sorar: İktidar ve ideoloji gibi kavramlarla ilişkimiz nasıl olmalıdır? Prensiplerimizi veya duygularımızı izleyebiliyor muyuz? Her şeyden önemlisi bu film, ne kadar yanlış yollara girmiş olursa olsun, insanoğlunun doğruya yönelme yeteneği üzerine bir hümanist dram.”

0 yorum: